Üniversite Öğrencilerinin Psiko-Sosyal Özellikleri

Üniversite Öğrencilerinin Psiko-Sosyal Özellikleri

 

                                                                                                                   Uzm. Psikolog Bülent Korkmaz

GİRİŞ

Problem

         Gelişmiş bir ülkede kalkınmanın en önemli motoru yetişmiş insan gücüdür. Bu insan gücünün yetiştirilmesi de büyük oranda üniversitelerce sağlanmaktadır. Üniversitelerde öğrenim gören gençlerin en iyi biçimde yetişmesi için de onların psiko-sosyal özelliklerinin iyi bilinmesi, farklı açılardan sorunlarının incelenmesi, eğitim sistemi ve öğrencinin birbirine uyumlandırılması ve dolayısıyla öğrencilerin uyumlarını artırıcı yaklaşımlar geliştirilmesine gereksinim vardır.

         Ülkemizdeki üniversitelerde öğrenim görmekte olan gençler 1985 istatistiki verilerine göre, 18-22 yaş arasındaki çağ nüfusun % 10’unu ve Türkiye nüfusunun binde altısı gibi sayıca az ama geleceğin liderlerini oluşturacak seçkin bir bölümüdür. Ülkenin geleceği ve sürekliliği için üniversite gençliğinin çok iyi yetiştirilmesi ve problemlerine eğilinmesi çok önem taşımaktadır (Özgüven, 1992, ss. 5-11).

Amaç

         Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin ya da üniversite gençliğinin psiko- sosyal özelliklerinin ve uyumları ile uyumlarına etki eden farklı değişkenlerin konu edildiği araştırmalar incelenerek, üniversite gençliğinin özellikleri hakkında genel bir bakış açısı edinilmesi ve bu konuda yapılabilecek yeni araştırmalar için esin kaynağı oluşturulabilmesidir.

Sınırlılıklar

         Bu araştırmada incelenen araştırmalar Türkiye’ deki araştırıcıların, Türk üniversite öğrencileriyle, amaç bölümünde belirtilen inceleme konusu kapsamında görülen son 10 yılda (1989-1999) yaptıkları araştırmalarından, araştırıcının ulaşabildikleri ile sınırlıdır. Sadece Nezahat Güçlü’ nün Pittsburgh Üniversitesinde yaptığı “Yabancı Öğrencilerin Uyum Problemleri” konulu araştırma bu sınırlılığın dışında olarak, Türkiye’de yapılabilecek benzer bir çalışma için fikir verebilmesi bakımından iyi bir model olabileceği düşünülerek araştırma kapsamına dahil edilmiştir.

YÖNTEM

         Bu araştırma, konuyla ilgili daha önce yapılıp yayımlanmış araştırmalara ulaşmakta  kullanılan  kaynak taraması modeli bir çalışmadır.

Evren ve Örneklem

         Araştırmanın evrenini, Türk araştırıcılar tarafından son 10 yılda yapılmış ve yayımlanmış, Türk üniversite öğrencilerinin psiko-sosyal özelliklerini ve uyumları ile uyumlarına etki eden faktörleri konu alan bilimsel araştırmalar oluşturmaktadır.

         Bu evrenden, araştırıcının ulaşabildiği 25 araştırma örneklem olarak alınmıştır.

Verilerin Toplanması ve analizi

         Araştırmanın kapsamına giren, bilimsel dergi, tez, sempozyum ve kongre bildirilerinde yayımlanmış araştırma raporları, söz edilen ulaşılan kaynakların taranması yolu ile elde edilerek araştırmanın verileri toplanmıştır.

         Elde edilen bu araştırmalar okunup incelenerek özetleri çıkarılmış ve böylece bulgu malzemesi oluşturulmuştur. Bulgular bölümünde bu araştırma özleri yayım tarihi sırasına göre yer almıştır.

BULGULAR

Konu: Üniversite öğrencilerinin bir kesiminde çalışma alışkanlıkları ve tutumları ile depresyon seviyelerinin incelenmesi (Aydın, 1989).

         Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin depresyon ve farklı depresyon düzeylerinin, onların çalışmaya yönelimini etkileyip etkilemediğini incelemektir. Depresyon düzeylerinin saptanmasında Zung’un depresyon değerlendirme ölçeği SDS (Self Ratting Depression Scale) ve ders çalışma motivasyonu ve çalışmaya yönelimlerinin saptanmasında da Brown ve Holtzman’ın geliştirdikleri “Ders Çalışma Tutum ve Alışkanlıkları” ölçeği kullanılmıştır. Örneklemi Marmara Üniversitesi’nin Eğitim fakültesi ve Diş Hekimliği fakültesinde okuyan toplam yüz birinci ve ikinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur.

         Öğrencilerin % 75’inin depresyon düzeyi normal, % 25’inde hafif düzeyde ve % 4’ünde psiko-patolojik düzeydedir. Depresyon düzeyi normal olanlarla, hafif ve ileri düzeyde olanlar, ders çalışma tutum ve alışkanlıkları bakımından karşılaştırıldıklarında; “görev anlayışı”, “eğitim anlayışı”, “zamanı değerlendirme”, “öğretmene karşı tutum”, “çalışmayı etkileyen kişisel özellikler” bakımlarından, hafif ve ileri düzeyde depresyonu olanların olumsuz yönde anlamlı farklılık gösterdikleri bulunmuştur. “Çalışma metodu” alt boyutu bakımından anlamlı fark yoktur. Bu verilere göre hafif düzeyde depresyonun bile öğrencilerin çalışma yönelimlerini olumsuz yönde etkileyen bir faktör olduğu saptanmıştır. Cinsiyetler açısından bakıldığında ise, kızların depresyon puanı ortalaması daha yüksektir. “Çalışmayı etkileyebilecek kişisel özellikler”, “zamanı değerlendirme” ve “görev anlayışı” boyutlarında erkeklere oranla kızlar anlamlı düzeyde daha yüksek puan almışlardır. İki fakülte öğrencileri arasında anlamlı farklılık görülmemiştir.

Konu: Yurtta kalan ve kalmayan üniversite öğrencilerinin ruh sağlığını etkileyen psikolojik faktörler(Maşrabacı, 1989).

         Engellenme ve zorlanmaların sıklığı ruh sağlığını tehdit etmekte ve uyum gücünü azaltabilmektedir. Bu araştırmanın amacı yurt gençliği ile ailesinin yanında kalan gençlerin ruh sağlıklarının belirlenmesidir. Örneklemi, H. Ü. İstatistik, İşletme, PDR bölümleri ve Sosyal Hizmetler Yüksek Okulundan 140 kız, 117 erkek toplam 257 tesadüfi örnekleme yolu ile belirlenen öğrenci oluşturmaktadır. 65 kız ve 75 erkek öğrenci yurtta kalmaktadır. Öğrencilerdeki semptom ve eğilimleri tarama amacıyla Derogatis’in (1976) SCL-90 (Semptom Check List) ve bir anket formu kullanılmıştır. Elde edilen bilgiler SCL-90’ın dokuz ana ve bir ek skalası üzerinden değerlendirilmiştir.

         Yurtta kalan hem kız hem erkek öğrencilerle, ailesiyle kalanlar arasında semptomatik bir fark bulunmamıştır. Yurtta kalan kızlar, yurtta kalan erkeklere göre, Obsesif  Kompulsiv Davranışlar (O-C), Kişilerarası İlişkilerde Duyarlılık (INT), Depresyon (DEP) ve Anksiyete (ANX) skalalarında yüksek ve anlamlı belirti farkı göstermişlerdir. Yurtta kalan üçüncü sınıf öğrencileri, yurtta kalan birinci sınıf öğrencilerinden, Somatizasyon (SOM) ve Anksiyete (ANX) sakalalarında daha yüksek anlamlı belirti farkı göstermişlerdir. Anket formuna verdikleri yanıtlara göre yurtta kalan öğrencilerin % 78’i “ailemin yanında okumak isterdim”, % 20’si “ayrı bir evde” yanıtını vermişlerdir. Yine bu öğrencilerin % 85’i ekonomik zorluk belirtmiş, % 75’i de psikolojik yardım ihtiyacı duyduklarını belirtmişlerdir.

Konu: Madde bağımlılığı ve yükseköğretimde psikososyal faktörler (Beyazyürek ve diğerleri, 1989).

         Ergenlik döneminde  Erikson’a göre her genç  kimlik bocalaması yaşar ve bu bunalım ağırlaşırsa kimlik kargaşasına ve geçici de olsa uyumun aşırı biçimde bozulmasına neden olabilir. Bu durumdaki genç aşırı uçlara sapabilir, bunaltı ve panik yaşayabilir ve bunun etkisiyle maddeye yönelebilir. Araştırmanın amacı üniversite öğretim dönemiyle ilgili psikososyal özelliklerin incelenmesi ve bu döneme ait çeşitli faktörlerle madde bağımlılığı ilişkisinin değerlendirilmesidir. Araştırmaya, 1988 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezine başvurmuş, DSM-III-R’ye göre “madde bağımlısı” tanısı almış ve yatarak tedavi gören yükseköğretim kurumu mezunu, öğrencisi ve terk 41 hasta alınmıştır. Hastalara sosyo-demografik özellikleri içeren bir anket uygulanarak veriler sağlanmıştır.

         Bu hastalarda maddeye başlama yaşı en çok, %39.02 ile 15-25 yaşlar arasındadır. 41 kişinin 13’ü eroin, 13’ü trankilizan, 11’i politoksit, ikisi dolantin, biri kodein ve biri de esrar kullanmaktadır. 1983-1988 döneminde yatarak tedavi gören hastaların eğitim düzeyi bakımından % 9.03’ü üniversite grubundadır. Bu gruptan, mezun olanlar % 65.05 ile en büyük grubu, halen öğrenci olanlar % 15’i ile en küçük grubu oluşturmaktadır.

Konu: Yurtlarda kalan üniversite öğrencilerinin sağlık ve psikolojik sorunları (Özgüven, 1990).

         Araştırmanın amacı, yurtta kalan üniversite ve yüksekokul öğrencilerinin ayrıntılı ve geniş kapsamlı olarak sorunları, ihtiyaçları, beklentilerini ve görüşlerini belirlemektir. Bu yazıda araştırmanın kapsamına giren konulardan sadece “yurtlarda kalan öğrencilerin sağlık ve psikolojik sorunlarına” değinilmektedir. Bu betimsel türde bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini 1987 yılında yurtlarda kalan, yeni kayıt dışındaki 48.954 öğrenci oluşturmaktadır. Yurt sayısı olarak kız ve erkek toplam 118 öğrenci yurdudur. Yurtların tümü yani evrenin tamamı ve öğrencilerden ise yurtların öğrenci sayısı azaldıkça, örnekleme katsayısına ilişkin yüzde oranı artan bir sistem uygulanarak 6760 öğrenci örneklem olarak alınmıştır. Bilgiler 231 maddeden oluşan bir anket yoluyla toplanmıştır.

         Yurtların % 73’ünde sağlık personelinden yararlanmaya yönelik hiçbir sağlık hizmeti verilmemekte, % 25’inde sağlık hizmetlerinin bir kısmı karşılanmaktadır. % 79’unda revir yoktur. Yurtların % 40’ında bir ilk yardım dolabı vardır. Ambulans veya aynı amaçlı bir araç bulunduran yurtların oranı % 13’tür. Bir sağlık sorunu olan öğrencilerin % 35’i doğrudan mediko-sosyal merkezine gitmekte, % 18’i hastaneye veya mediko-sosyal merkezine gönderilmekte, % 15’i yurt içindeki imkanlarla sorunu gidermekte, % 9’u da kendi olanaklarıyla doktora gitmektedirler. Acil sağlık sorunu olduğunda, % 34’ü bir arkadaşının yardımı ile hastaneye gönderilmekte, % 21 oranında hastaneden ambulans sağlanarak, % 17’si yurdun sağladığı araçla hastaneye gönderilmekte, % 11’i ise herhangi yardım olmayıp kendi başının çaresine bakmaktadır. Öğrencilerin % 79’u yurtta kaldıkları süre içinde hiç sağlık kontrolünden geçmemiştir. Yurtlarda sağlığı olumsuz etkileyen faktörler frekans yüzdelerine göre, % 59 ile yemeklerin yetersizliği, % 48 suların yetersiz olması, % 48 ile bulaşıcı hastalıklara karşı önlem yetersizliği, % 46 ile genel temizliğin yetersizliği, % 31 ile ısıtmanın yetersizliği, % 14 ile yurdun konumunun sağlığa elverişsiz olması biçiminde belirtilmiştir.

         Öğrencilerin psikolojik sorunları; gerilim % 74, aşırı kaygı % 68, aşırı uykusuzluk % 66, duygusal kararsızlık % 61, sürekli hayal kurma % 56, aşırı heyecan ve aşırı alınganlık % 54 düzeyindedir. Yine öğrencilerin % 49’u çevre şartlarına uyum sağlayamamakta, % 48’i insanlardan kaçıp içine kapanmakta, % 46’sı insanlarla iyi ilişkiler kuramamakta ve % 42’si nedeni belirsiz korku göstermektedir. Öğrencilerin psikolojik sorunlarının kaynaklarını % 57 ile dersler ve başarı durumu, % 35 ile gelecek kaygısı, % 31 ile kişisel nedenler, % 30 ile ekonomik nedenler, % 26 ile yurttaki durumlar, % 18 ile karşı cinsten arkadaşlar, % 16 ile öğretim elemanları, % 15 ile yurttaki oda arkadaşları, % 10 ile yurt yöneticileri, % 7 ile aileler, % 4 ile aynı cinsten arkadaşlar, % 1 ile de kardeşler oluşturmaktadır. Öğrencilerin psikolojik sorunlarını gidermede başvurduğu yollar arasında % 73 kendi kendine çözüm araması, % 72 yakın arkadaşına açılması, % 28 aileyle konuşma, % 27 oda arkadaşlarıyla paylaşma, % 21 ağlayarak, % 20 sorunu sürüncemede bırakma, % 12 akraba ve tanıdıklara gitme, % 2 ilgili uzmana başvurma ve % 2 yurt yöneticileriyle konuşma olarak belirtilmiştir. Kız öğrencilerin daha çok içedönük, sıkıntılarını saklayan ve başkalarına açılmayan bir tutum içinde oldukları, buna karşılık erkek öğrencilerin sorunlarını başkalarına büyük farkla açabildikleri dikkati çeken bir sonuçtur.

Konu: Üniversite öğrencileri üzerinde psiko-sosyal bir araştırma (Başaran, 1990).

         Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin, sosyo-ekonomik, kültürel ve psikolojik durumları hakkında betimleme yapmak ve bu yolla sorunları saptamak ve bu bilgileri öğrencilerin cinsiyeti, ekonomik düzeyi, anne-baba eğitimi, orta öğretim türü gibi değişkenlere göre gruplandırmak ve çeşitli itemler arasındaki ilişkileri, sonuçları saptamaktır. Araştırmada tabakalı örneklem yöntemi kullanılarak, Ege Üniversitesi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ndeki (DTCF) son sınıf öğrencilerin 271’i erkek, 220’si kız olmak üzere toplam 491 öğrenci örneklemi oluşturmaktadır. Veriler araştırmacının geliştirmiş olduğu bir anket yardımıyla toplanmıştır.

         Öğrencilerin % 60’ı 21-23 yaş arasındadır. % 80.4’ü bekardır. Kızlar daha yüksek sosyo-ekonomik düzeyden gelmiştir. Kızların babalarının eğitim düzeyi erkeklerinkine göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Erkeklerin % 45’i, kızların % 10’u bir işte çalışmaktadır. % 45.9’u yalnızca ailelerin kazancı, % 37’si ailelerin kazancı ve kredi ile, % 17’si diğer kaynaklardan geçinmektedir. Kızların % 50’si, erkeklerin % 38.4’ü ailesiyle yaşamaktadır. % 75’i lise, % 12’si kolej, % 13’ü de diğer okullardan gelmektedir. Öğrencilerin % 39’u ilk beş, % 31’i 5-9., % 30’u ise 10-18. tercihleriyle üniversiteye girmişlerdir. % 33.9’u yeniden başlasalardı aynı bölüme girmek isteyeceklerini, % 64.4’ istemeyeceklerini belirtmiştir. Üniversiteyi bitirmek, % 46’sı için çok önemli, % 37’si için oldukça önemli, % 15’i için az önemli, % 3’ü için pek az önemlidir. Öğrencilerin  % 50’si okullarında uygulama derslerinin artırılmasını birinci sırada, % 28’i kitaplık, laboratuar gibi olanakların geliştirilmesini ikinci sırada, % 19’u ise boş zaman etkinliklerinin artırılmasını üçüncü sırada istemektedirler. % 29’u genel öğrenci problemlerini, % 23’ü kişisel sorunları konuşup tartışmaktadırlar. % 48’i ciddi eser okumaktan çok hoşlanmakta, % 41’i orta derecede, % 9’u az hoşlanmakta ve % 2’si hoşlanmamaktadır. Ciddi eser okumaktan hoşlananların en az nüfuslu bölgelerden geldikleri (%70), annelerinin eğitim düzeyi en düşük olanların en yüksek oranda ciddi eser okumaktan hoşlandıkları görülmektedir. % 84’ü karşı cinsle ilişki kurmakta zorlanmamaktadır. Aday eşlerinin karşı cinsten arkadaşı olmasını olumlu bulanlar % 77.2’dir. % 85’i evlenecekleri kişilerin yüksek eğitim görmüş olmasını uygun bulmaktadır. Kadınların çalışmasını, öğrencilerin % 52’si tamamen, % 33’ü kısmen desteklemektedir. Üniversiteyi bitirdikten sonra iş bulmayı, % 28’i kolay ve çok kolay, % 72’si güç veya çok güç bulmaktadır. % 67.5’i gelecekleri hakkında ümitlidir. Türkiye’de yükselmek için en önemli faktörün, öğrencilerin % 50.5’ine göre torpil, kayırma, % 27’sine göre sermaye, % 10’una göre yetenek olduğunun düşünüldüğü görülmüştür. Öğrencilerin % 48’i ülke sorunlarını sık sık, % 20’si bazen tartışmaktadır.

Konu: Kız ve erkek üniversite öğrencilerinin kendi ruh sağlıklarını değerlendirmeleri : bir karşılaştırma(Yanbastı, 1990).

         Araştırmanın amacı toplum içinde kız ve erkek öğrenci gruplarının uyum ve ruh sağlığı özellikleri bakımından farklar gösterip göstermediğine amprik bir yaklaşımla yanıt aramaktır. Araştırmanın örneklemini E.Ü. Tıp ve Edebiyat Fakülteleri birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencileri arasından rasgele seçilmiş 134 kız ve 118 erkek öğrenci oluşturmaktadır. % 50’si tıp, % 50’si edebiyat fakültesi Sosyoloji, Psikoloji ve Felsefe öğrencileridir. Ölçü aracı olarak Katz Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek 13 genel ruh sağlığı boyutu ve beş sosyal uyum boyutu içermektedir.

         Kızlar kendilerini belirgin biçimde erkeklerden daha çaresiz ve sinirli hissetmekte, erkekler ise belirgin biçimde kendilerini kızlardan çok daha fazla kavgacı, içe kapanık ve konfüzyon durumunda hissetmektedirler. Erkekler daha şüpheci, kızlar daha fazla anksiyete içinde ve daha huzursuz ve tedirgin hissetmektedirler. Kızlar anlamlı düzeyde erkeklerden daha negativist ve daha garip belirtiler veren, fakat daha stabil ve rol beklentilerinde performansı daha yüksek olduklarını değerlendirmişlerdir. Sözlü davranışlarda artma, hiperaktivite, boş zaman değerlendirmesi ve bundan tatmin alanlarında ise anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bulgularda da görüldüğü gibi kız ve erkek öğrenciler ruh sağlığı ve uyum boyutlarında kendilerini farklı kişilikler olarak nitelendirmişlerdir.Böylece kız ve erkeklerde farklı ruh sağlığı ve patoloji eğilimleri bulunduğu ortaya çıkmaktadır.

Konu: Bir grup üniversite öğrencisinde atılganlık düzeyi ile beden imajından sağlanan doyum arasındaki ilişki (Bozkurt ve Çok, 1990).

         Atılgan bireyler fırsatları değerlendirme ve duygusal olarak çevreye uyum sağlamaları konusunda daha avantajlı olan insanlardır. Beden imajı bireyin fiziksel olarak nasıl biri olduğuyla ilgili imajıdır. Araştırmanın amacı atılganlıkla beden imajı doyumu arasında doğrudan bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Araştırma betimsel niteliktedir. Örneklemi Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesine devam eden 23 kız ve 39 erkek olmak üzere toplam 62 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında “Rathus Atılganlık Envanteri” ve Berscheid Walster ve Bohrnstedt tarafından geliştirilmiş olan “Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Anketi” kullanılmıştır. Tüm deneklerin “atılgan” olduğu ve beden imajlarından hoşnut olma düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Tüm deneklerin atılganlık düzeyi ile beden imajından sağladıkları doyum düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Cinsiyetler açısından bakıldığında kızların beden imajlarından hoşnut olmaları ile atılganlık düzeyleri arasında anlamlı ilişki olduğu fakat erkeklerde bunun anlamlı olmadığı sonucu elde edilmiştir. Her iki değişkenin düzeyi açısından ise cinsiyete bağlı bir farklılık görülmemiştir.

Konu: Üniversite öğrencilerinde depresif belirtilerle atılganlık düzeyi arasındaki ilişki (Tegin, 1990).

         Üniversite öğrencilerinin sosyal etkileşimleri bakımından atılganlığın avantaj, depresyonun dezavantaj olduğu söylenebilir. Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde depresyon düzeyiyle atılganlık düzeyi arasında bir ilişki olup olmadığını, ayrıca üniversite öğrencileri arasında depresyonun yaygınlığını ve belirtilerin cinsiyet ve öğrencinin fakültesiyle ilişkisini de incelemektir. Araştırmada H.Ü.’nin Edebiyat, İktisat, Mühendislik ve Eğitim fakültelerinin Psikoloji, İşletme, Fizik ve Program geliştirme ve Öğretim bölümlerinden seçkisiz yolla seçilen kız ve erkek toplam 611 öğrenci dört ayrı örneklem grubunu oluşturmuştur. Beck’in “Beck Depresyon Ölçeği” ve Gambrill ve Richey’in (1975) “Atılganlık Envanteri kullanılmıştır.

         Öğrencilerin cinsiyeti ve okudukları fakülte ve bölümleri bakımından depresyon puan ortalamalarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Depresyon düzeyi düşük öğrencilerin, yüksek olan öğrencilere göre anlamlı biçimde daha atılgan oldukları bulunmuştur. Depresyonun yaygınlığı konusunda, ölçümlerin anlık duygulanım durumuna göre değişebileceği, bu yüzden sonuçların kesin biçimde yorumlanmaması gerektiği bildirilmiştir.

Konu: Uyum düzeyleri farlı olan üniversite öğrencilerinin kızgınlık düzeylerinin cinsiyet ve yaş açısından karşılaştırılması (Bilge ve Sayın, 1994).

         Bireyin uyumlu olması, onun kızgınlık, öfke, yetersizlik, suçluluk duygularını kontrol edebilmesini, dolayısıyla daha sağlıklı ilişkiler kurup sürdürebilmesine olanak sağlamaktadır. Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin genel, kişisel ve sosyal uyum düzeyleri ile kızgınlık düzeylerinin cinsiyet ve yaşları bakımından karşılaştırılmasıdır. Örneklemi 1992-1993 öğretim yılında H.Ü.’nin çeşitli bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerden 18-37 yaşları arasındaki 73 kız, 49 erkek olmak üzere toplam 122 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Özgüven’in 1976’da geliştirip 1982’de revize ettiği “Hacettepe Kişilik Envanteri” ile Spielberger’in “Sürekli-Durumluk Kızgınlığın İfadesi Envanteri” kullanılmıştır.

         Kişisel, sosyal ve genel uyumu yüksek olan öğrencilerin sürekli kızgınlık düzeyleri, bu uyumları düşük olanlara göre anlamlı olarak daha düşüktür. Kızların sürekli kızgınlık düzeyleri erkeklerden daha yüksek bulunmuştur. Sadece kişisel uyumu yüksek, sadece sosyal uyumu yüksek ve sadece genel uyumu yüksek öğrencilerin içe yönelik kızgınlık düzeyleri, bu uyumları düşük olanlara göre anlamlı biçimde daha düşüktür. Sosyal uyum düzeyi ve genel uyum düzeyi yüksek öğrencilerin, bu uyumları düşük olanlara göre, dışa yönelik kızgınlık düzeyleri daha düşüktür. Cinsiyet, yaş ve kişisel uyum düzeyleri ile dışa yönelik kızgınlık düzeyi ve kızgınlığın kontrolü düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Sosyal uyum düzeyi ve genel uyum düzeyi ile kızgınlığın kontrolü düzeyi arasında da anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Konu: Üniversite gençliğinin kişilik profilleri (Tevrüz ve Türk Smith, 1994).

         Bu araştırmanın amacı, kişilik tanımlarının hangi faktörleri içerdiğini, bu faktörlerin toplumsal beğenilirlikle, kaygı ile, benlik değeriyle ve değerlerle bir ilişkisinin olup olmadığını ve kişilik profilleri açısından farklı dil ortamlarında eğitim gören öğrenciler arasında, kız ve erkekler arasında ve farklı eğitim düzeyinde olanlar arasında farklılık olup olmadığıdır. Örneklemi Marmara Üniversitesi’nin farklı bölümlerinde okuyan 132’si  kız, 102’si erkek (ikisi cinsiyetini belirtmemiş) 236 öğrenci oluşturmuştur. Bunların 68’i İngilizce, 168’i de Türkçe eğitim yapan bölümlerde öğrenim görmektedir. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından geliştirilmiş olan “Kişilik Profilleri Ölçeği” ve diğer (Rosenberg Benlik Değeri Ölçeği, Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri, Değer Boyutları Ölçeği ve Toplumsal Beğenirlik Ölçeği) ölçekler kullanılmıştır.

         Kişilik Profilleri Ölçeğinin, Değer Boyutları Ölçeği dışında Tüm ölçeklerle anlamlı ilişkisi vardır. Farklı bölümlerde eğitim yapmaları ile kişilik profilleri arasında anlamlı ilişki vardır; eğitim dili Türkçe olanlar, İngilizce olanlara göre kendilerini daha “yumuşak” ve “azimli” algılamaktadırlar. Birinci sınıf öğrencileri ile üçüncü sınıf öğrencileri arasında “azim””profilinde fark vardır; üçüncü sınıflar kendilerini daha azimli görmektedirler. Geldikleri liselerle kişilik profilleri arasında anlamlı etkileşim vardır. Devlet lisesinden mezun olanlar, yabancı dilde eğitim veren lise ve meslek lisesi mezunlarına göre kendilerini daha azimli görmektedirler. Cinsiyetler açısından “canlılık”, “iç huzursuzluğu” ve “azim” profillerinde anlamlı farklılık vardır; kızlar daha azimli ancak iç huzursuzlukları daha fazladır, erkekler ise kızlara göre daha canlıdır. Eğitimini Türkçe yapan öğrenciler kendilerini, İngilizce eğitim yapanlardan daha fazla “yumuşak” ve “azimli” görmektedirler.

Konu: Üniversite öğrencilerinin sigara içme davranışları üzerine bir araştırma (Korkut, 1994).

         Araştırma üniversite öğrencilerinin sigara içme davranışları ile ilgili bazı özelliklerini bulmak amacıyla, yaş, cinsiyet ve fakülteleri bakımından öğrenciler arasında sigara içme davranışı açısından fark olup olmadığını incelemiştir. 1992-1993 döneminde H.Ü.’deki farklı fakültelerde öğrenim gören 126 kız, 86 erkek, toplam 212 sigara içen öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için “Sigara İçme Davranışı” adlı bir anket kullanılmıştır.

         Sigaraya başlama yaşı 14-19 arasındadır. Sigaranın olumsuz etkileri konusunda öğrenciler ilk sırada giysilerinin kokmasını, ardından gelecekteki olumsuz etkilerinden korkma, nefes darlığı ve kalp çarpıntıları yaşamayı bildirmişlerdir. Grubun üçte biri sigarayı bırakmayı düşünürken, % 50’sinden fazlası daha önce bırakma girişiminde bulunmuştur. Daha çok keyif verici etkisinden, sonra da arkadaşların etkisi nedeniyle bırakamadıklarını belirtmektedirler. Birdenbire bırakmayı en çok, ardından azaltarak bırakmayı tercih etmektedirler. En fazla sigara içtikleri zamanlar, çay, kahve, içki içerken, yemek sonrası ve gergin olduklarında olarak çıkmaktadır. Sigara içmelerine en fazla kişisel sıkıntılarının etmen olduğunu bildirmişlerdir. 22 yaşından önce sigara içmenin sürdürülmesinin etmenleri arasında; arkadaş edinmeyi kolaylaştırması, arkadaşlarının da içiyor olması ve sigara içilen yerlere fazlaca gidiliyor olması, 22 yaşından büyük öğrencilere göre de; el ve dudak alışkanlığı gibi odaklaşmayı sağladığının algılanması, derslerin yoğunluğunun sıkıntı vermesi ve sigara içmenin rahatlatıcı olması saptanmıştır. Erkeklerin içtiği sigara sayısı kızlardan anlamlı düzeyde daha fazladır. En fazla içtikleri durumlar bakımından, erkeklerin daha çok bir iş yaparken, çalışırken, TV seyrederken, başka deyişle bir eylem yaparken içtikleri bulunmuştur. Diğer zamanlarla ilgili anlamlı bir fark yoktur. Sigara içmeyi sürdüren faktörler bakımından erkekler kızlara göre, arkadaş edinmeyi ve sosyal ortamlara girmeyi kolaylaştırması, içen arkadaşlarının fazla olması ve sigara içilen yerlere sıkça gidilmesi faktörlerinden etkilenmektedirler. Sigara içmenin algılanan olumsuz etkileri konusunda da; gelecekteki olumsuz etkilerinden korkma ve özel ilişkilerde sorun yaratma korkusunu erkeklerin daha çok yaşadıkları saptanmıştır. Erkekler yeni bir bırakma yolu denemeyi kızlara göre daha fazla tercih etmektedirler. Sigara içmeye 16 yaşından önce başlayanların daha çok sigara içtikleri de anlamlı çıkan sonuçlardandır. Fakülte değişkeni açısından anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.

Konu: Yabancı öğrencilerin uyum problemleri (Güçlü, 1996).

         Yabancı üniversite öğrencilerinin kültürel, politik, ekonomik ve eğitimsel geçmiş ve deneyimleri farklıdır. Amerika’da öğrenim gören yabancı öğrencilerin akademik ve sosyal başarı için Amerikan kültürüne ve yaşam tarzına uyum sağlamaları gerekmektedir. Araştırmanın amacı, Pittsburgh Üniversitesinde lisans üstü eğitim gören yabancı öğrencilerin problemleri ve çözüm stratejileri ve yardım kaynaklarını belirlemektir. Betimsel bir çalışma olan bu araştırmanın örneklemi, 1993 bahar döneminde lisans üstü eğitim gören, 90 farklı ülkeden gelen 1033 yabancı öğrencinin, Asya’lı olan 647’sinden “tesadüfi tabakalama örneklem” yöntemi ile, Afrika, Latin Amerika, Avrupa ve Ortadoğudan gelenlerin de hepsi olmak üzere toplam beşyüz öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma demografik bulguları kapsayan I. kısım, “Michigan Yabancı Öğrenci Problem Envanteri”nin (MYÖPE) kullanıldığı II. kısım (11 alt ölçeği var) ve öğrencilerin problemlerle ilgili çözüm yolları ve yardım kaynaklarını belirlemek amacıyla sorulan açık uçlu soruların sorulduğu III. kısımdan oluşmaktadır.

         MYÖPE’deki alt ölçeklere göre öğrencilerin en fazla güçlüğünün “İngilizce” alanında, sonra “mali yardım” alanında olduğu görülmekte, bunları sağlık hizmetleri, yerleştirme hizmetleri, sosyal-kişisel hizmetler, akademik kayıtlar, yaşama-yeme, oryantasyon hizmetleri, öğrenci etkinlikleri, kabul kayıt ve dini hizmetler izlemektedir. “sağlık hizmetleri” ve “akademik kayıtlar”da kız öğrenciler erkeklere göre daha fazla güçlükle karşılaşmaktadır. Evli ve bekar öğrencilerin uyum probleminde farklılık yoktur. Yaş gruplarına göre farklılık yoktur. Değişik coğrafi bölgelerden gelmeleri bakımından “yerleştirme hizmetleri” dışında tüm problem alanlarında farklılıklar vardır; Avrupa’dan gelenler daha az güçlükle karşılaşmaktadırlar. Amerika’da kalış süreleri bakımından farklılık yoktur. Branşları bakımından sadece “kayıt-kabul” alanında, beşeri bilimlerde okuyanlar daha fazla güçlükle karşılaşmaktadırlar. TOEFL puanı yüksek olanlar, “akademik kayıtlar”, “yaşama-yeme” ve “İngilizce” alanlarında TOEFL puanı düşük olanlardan daha az güçlükle karşılaşmaktadırlar. Devlet bursuyla okuyanların “mali destek” kaynakları bakımından daha çok güçlükleri vardır. Yabancı öğrencilerin uyum için geliştirdikleri stratejiler; ülkelerine telefon etmek, sık mektup yazmak, yakın arkadaşlıklar kurmak, Amerikalılarla konuşmak, mali destek için üniversite dışında çalışmak ve ödünç para almaktır. Problem çözerken de en çok desteği ailelerinden almaktadırlar.

Konu: Üniversite gençliğinin kişilik özellikleri ve uyum sorunları. (I. araştırma). (Güler, 1996).

         Araştırmalarda (I., II., III. araştırma) öğrencilerin uyum düzeyleri ve kaygı düzeyleri bakımından, seçtikleri bölüm, cinsiyet ve bitirdikleri okullara göre farklılıkları incelenmektedir. 1983 yılında A.Ü. DTCF, Psikoloji bölümünden yüz, Ticaret ve Turizm YO’ndan 125 olmak üzere toplam 225 öğrenci üzerinde yapılmıştır. 119’u kız, 106’sı erkektir. “Eysenck Kişilik Testi”nin yetişkin formunun, “içedönüklük-dışadönüklük” ve “duygusal denge-dengesizlik” boyutları kullanılmıştır. Dışadönüklük-içedönüklük boyutunda öğrenciler yedi alt boyutun dördünde içedönüklük yönünde puan almışlardır. Yani; daha çok ihtiyatlı, kontrollü düşünceli bulunmuşlar ve riske girmekten, atılgan olmaktan uzak durmuşlardır. Duygusal denge-dengesizlik boyutunda da yedi alt boyutun beşinde daha düşük puan almışlardır. Yani; öğrenciler üzüntülü, takınaklı, bağımlı, suçluluk duygusu taşıyan özellikler göstermişlerdir. Erkeklerin puan ortalamaları, aşağılık duygusu, üzüntü ve suçluluk duygusu boyutlarında kızlardan daha düşük çıkmıştır.

Konu: Üniversite gençliğinin kişilik özellikleri ve uyum sorunları. (II. araştırma). (Güler, 1996).

         Amaç; (bkz. I. araştırma). Araştırma 1986’da Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Ticaret ve Turizm bölümleri birinci sınıflarında okuyan, 110’u kız, 117’si erkek, 227 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Veriler Spielberger’in “Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri” ile toplanmıştır. Kız öğrencilerin sürekli kaygı puan ortalamaları, erkeklerden anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ticaret lisesi çıkışlı öğrencilerin de sürekli kaygı puan ortalamaları, normal lise çıkışlı öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Durumluk kaygı puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.

Konu: Üniversite gençliğinin kişilik özellikleri ve uyum sorunları. (III. araştırma). (Güler, 1996).

         Amaç; (bkz. I. araştırma). 1987’de yapılan bu araştırmanın örneklemi G.Ü. Mesleki Eğitim Fakültesi Ticaret ve turizm biriminden, birinci sınıftan 92, dördüncü sınıftan 69 olmak üzere toplam 161 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı “Hacettepe Kişilik Envanteri”dir. Envanter genel uyum, sosyal uyum ve kişisel uyum alt boyutlarından oluşmaktadır. Dördüncü sınıf öğrencileri ile birinci sınıf öğrencileri arasında Kişisel Uyum boyutunun “kendini gerçekleştirme” alt boyutu bakımından anlamlı farklılık bulunmuştur. Son sınıf öğrencileri kendini gerçekleştirme konusunda daha başarılıdırlar.

Konu: Üniversite öğrencilerinin psikiyatrik şikayet ve tanıları üzerine retrospektif bir çalışma (Çilli, Kaya ve Kucur, 1996).

         Psikiyatrik bozukluklar üniversite öğrencilerinin akademik yaşam ve ders başarısızlığında en önemli etkenler arasındadır. Araştırmanın amacı psikiyatri kliniğine başvuran üniversite öğrencilerinin cinsiyet, sınıf, kaldıkları yer, geliş yakınmaları ve tanıları incelenerek psikolojik sorunlarıyla ilgili bilgi edinmektir. Araştırma Selçuk Üniversitesi, Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda yapılmıştır. Çalışmaya 1985- 1983 yılları arasında fakülte hastanesi psikiyatri kliniğine başvuran ve kliniğinde yatan, 264 kız, 386 erkek olmak üzere toplam 650 üniversite öğrencisi üzerinde yapılmıştır. Veri toplamada hastane kayıt ve hasta dosyaları kullanıldı. Ailesiyle kalan öğrencilerin daha az yatırılarak tedavi gördüğü, yurtta kalanlar içinde ise kızların anlamlı derecede daha çok yatarak tedavi gördüğü saptandı. Öğrenciler en çok bedensel (% 37.08), anksiyete (% 33.08) ve uykuyla ilgili (% 25.2) yakınmalarla başvurmuşlardır. Erkeklerde akademik yakınmalar, saplantılı düşünce ve cinsel yakınmalar, kızlarda sinirlilik ve bedensel yakınmalar anlamlı düzeyde daha fazla görülmüştür. Öğrencilere en çok anksiyete bozukluğu (% 30.15) ve depresif bozukluk (% 17.38) tanıları konmuştur. Erkeklerde psikotik bozukluk, kızlarda somatoform bozukluk ve uyum bozuklukları anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur.

Konu: Üniversite öğrencilerinin uyum düzeylerinin incelenmesi : uzunlamasına bir çalışma (Aktaş, 1997).

         Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin birinci ve dördüncü sınıftaki uyum düzeylerinin uzunlamasına bir çalışma ile karşılaştırılmasıdır. Örneklemin belirlenmesinde “iki aşamalı tabakalı tesadüfi örneklem” yöntemi kullanılmıştır. Belirlenen 331 birinci sınıf öğrencisine “Hacettepe Kişilik Envanteri” uygulayarak “kişisel uyum”, “sosyal uyum” ve toplamlarından elde edilen “genel uyum” puanları belirlenmiş, sonra bu öğrencilerden dördüncü sınıfa kadar gelen 118 öğrenciye de aynı envanter uygulanarak araştırma sonuçlandırılmıştır.

         Araştırmada dördüncü sınıfa gelen öğrencilerin tüm uyum düzeyleri birinci sınıfta olduklarından anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Erkeklerin “kişisel uyum” düzeyinin kızlardan ve kızları “sosyal uyum” düzeyinin erkeklerden ve dördüncü sınıfta da erkeklerin “genel uyum” düzeylerinin kızlardan yüksek olduğu bulunmuştur.

         Bu araştırma örneklemi oluşturan öğrencilerden, “okuldan önce de aynı kentte yaşayanlar” ile “kente yeni gelenler” veya “ailesi ile birlikte yaşayanlar” ve “yurtta kalanlar” biçiminde iki grup oluşturularak uyum düzeyleri bu bakımlardan da incelenebilirdi. Bu da uyum düzeylerinin farklılaşmasında bu faktörlerin de etkilerini ve yapılan araştırmanın sonucundaki bulgularla etkileşimini gösterebilirdi.

Konu: Üniversite öğrencilerinin kimlik gelişim düzeylerinin bulundukları fakülte ve anabilim dallarına göre incelenmesi (Oskay, 1997).

         Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin bulunduğu fakülte ve anabilim dallarına göre kimlik gelişim düzeylerinin, Marcia’nın kimlik statülerine ilişkin olarak farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini birinci bağımsız değişken olarak, 1995-1996 öğretim yılında H.Ü. Eğitim, Güzel sanatlar, İktisadi ve İdari Bilimler, Mühendislik ve Tıp Fakültelerinin birinci ve son sınıflarından seçkisiz olarak seçilen 40 sınıfın toplam 1224 öğrencisi, ikinci bağımsız değişken olarak da sadece Eğitim Fakültesinin anabilim dallarının seçkisiz olarak seçilmiş toplam 486 öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplamada Bennion ve Adams’ın geliştirmiş olduğu “Genişletilmiş Objektif Ego Kimlik Statüsü Ölçeği” ve “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır.

         Öğrencilerin kimlik gelişim düzeylerinin bulundukları fakültededen etkilendiği bulunmuştur. Eğitim fakültesi öğrencilerinin kimlik başarısı Tıp fakültesi dışındaki diğer fakülte öğrencilerininkinden daha yüksektir. Güzel Sanatlar fakültesi öğrencilerinin kimlik başarısı, İktisadi ve İdari Bilimler fakültesi dışındaki fakültelerin öğrencilerinden anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. Öğrencilerin kimlik gelişim düzeylerinin bulundukları anabilim dallarından da etkilendiği bulunmuştur. İngilizce Öğretmenliği öğrencilerinin kimlik başarısı, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik öğrencileri dışındaki beş anabilim dalındaki öğrencilerinden anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. PDR öğrencilerinin ise Eğitim Programları ve Öğretim öğrencilerinden anlamlı düzeyde daha yüksek kimlik başarısı gösterdiği araştırmanın bulgularındandır.

Konu: Eğitim Bilimleri öğrencilerinin sürekli kızgınlık düzeyleri ve kızgınlıklarını ifade biçimlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi (Bilge, 1997).

         Üniversite öğrencilerinin uyum düzeylerinin, kişilik gelişimlerinin ve kendini gerçekleştirmelerinin; anne-babanın eğitimi, anne-babanın tutumu, yaşamlarını geçirdikleri yerleşim yeri, sosyo-ekonomik düzeyleri, alana isteyerek girip girmedikleri ve cinsiyetleri gibi faktörlere bağlı olarak değiştiği yapılan bir çok araştırmayla bulgulanmıştır. Bu araştırmada da öğrencilerin sürekli kızgınlık düzeyleri ve kızgınlıklarını ifade biçimlerinin az önce sayılan değişkenlere bağlı olarak değişip değişmediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi 1994-1995 öğretim yılında H.Ü. Eğitim Bilimleri, PDR, Eğitim Programları ve Öğretimi, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme Anabilim dalı, I., II. ve III. sınıf öğrencilerinden, uygulama sürelerinde okulda bulunan 183 kız, 114 erkek olmak üzere toplam 297 öğrenciden oluşmaktadır. Veriler Spielberger’in “Durumluk-Sürekli Kızgınlığın İfadesi Envanteri”nin Türkçe adaptasyonu; “Sürekli Kızgınlık ve Kızgınlık İfadesi Alt Ölçekleri” ve araştırmacının hazırladığı “Kişisel Bilgi Formu” ile toplanmıştır.

         Araştırmada demokratik baba tutumuna sahip öğrencilerin içe yönelik kızgınlıklarının, otoriter, aşırı koruyucu ve kararsız baba tutumuna sahip öğrencilere göre anlamlı düzeyde düşük olduğu bulunmuştur. “Anne-babanın öğrenim durumu”, “yaşadıkları yerleşim yeri”, “sosyo-ekonomik düzeyleri”, “alana isteyerek girip girmedikleri” ve “cinsiyetleri” değişkenleri ile, sürekli kızgınlık düzeyleri ve kızgınlıklarını ifade biçimleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Konu: Sigara içen ve içmeyen üniversite öğrencilerinin yalnızlık ve uyum düzeyleri (Çiftçi, 1997).

         Araştırmanın amacı, sigara içen ve içmeyen üniversite öğrencilerinin cinsiyetlerine göre yalnızlık, kişisel uyum ve sosyal uyum düzeyleri açısından karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini 470 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Verilerin toplanması amacıyla, Kişisel Bilgi Formu, Hacettepe Kişilik Envanteri ve Demir’in 1989’da geliştirmiş olduğu UCLA Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada sigara içen öğrencilerin yalnızlık düzeyleri sigara içmeyenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Sigara içip içmemesi ve cinsiyet faktörünün yalnızlık düzeyi ile genel ve kişisel uyum düzeyleri üzerindeki ortak etkileri anlamlı bulunmamıştır. Öğrencilerin sosyal uyum düzeyleri arasında da anlamlı bir fark görülmemiştir. Ancak, sigara içenlerin sosyal uyum düzeyleri, içmeyenlere göre yüksektir. Sigara içmeyenlerin sosyal norm düzeyleri sigara içenlere göre yüksek bulunmuştur.

Konu: Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanan üniversite öğrencilerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi(Yıldırım, 1997).

         Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı gençler için çok ciddi bir sorun alanı olmuştur. Bu araştırmanın amacı, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanan gençleri bu özellikleri ile birlikte betimlemektir. Araştırmada, 1996’da Ankara’da, Gazi Üniversitesinden 424, ODTÜ’den 376, H.Ü.’den 424 olmak üzere 1218 öğrenci örneklemi oluşturmuştur. Bunun % 47’si fen bilimlerinden, % 53’ü sosyal bilimlerden alınmıştır. % 55’i kadın, % 45’i erkektir. Sadece bekar öğrenciler örnekleme dahil edilmiştir. Yaş ortalaması 23.22’dir. Verilerin toplanmasında araştırmacının hazırladığı 33 soruluk bir bilgi formu kullanılmıştır.

         Bulgulara bakıldığında; tüm öğrencilerin % 42’si sigara kullanmaktadır. Sigara kullanan erkeklerin oranı kızlardan fazladır (% 46 – % 40). Ailesini düşük sosyo ekonomik düzeyde görenler daha çok sigara kullanmaktadır. Ailenin dindarlık düzeyi yükseldikçe sigara içme oranında azalma olmaktadır. Öğrencilerin dindarlık düzeyi de yükseldikçe sigara içme oranı azalmaktadır. Ailesinden ayrı kalanlar daha çok sigara içmektedir. Ailesinde sigara kullananlar olan öğrenciler daha çok sigara içmektedir. Sigara içenlerin üçte ikisi alışkanlıklarına ilk ve orta öğretimde başlamaktadır. Sigara kullanımına etki eden birinci etmen arkadaştır.

         Tüm öğrencilerin % 62’si alkol kullanmaktadır. Günlük alkol alanların % 80’i erkek % 20’si kadındır. Ailesi ve kendisi dindar olan öğrencilerde alkol kullanımı diğerlerine göre daha azdır. Üst sosyo-ekonomik düzeyde olan öğrencilerin alkol kullanımı diğerlerinden daha fazladır. Ailesinin yanında kalanlar daha fazla alkol kullanmaktadır. Ailede alkol kullanılması kullanma oranını artırmaktadır.

         Tüm öğrencilerin % 2’si uyuşturucu kullandığını belirtmiştir. Ailenin dindarlık düzeyi düştükçe uyuşturucu kullanma oranı artmaktadır. Öğrencinin dindarlık düzeyiyle uyuşturucu kullanması arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ailesi düşük sosyo-ekonomik düzeyde olanların uyuşturucu kullanma oranı daha yüksektir. Ailesinin yanında kalmaması uyuşturucu kullanması bakımından risk oluşturmaktadır. Uyuşturucu kullanımında da arkadaş etmeni rol oynamaktadır.

         Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı arasında, kullanımı artırdığı yönünde anlamlı ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin sigara, alkol ve uyuşturucu kullanma alışkanlığının psiko-sosyal nedenlerine inilmesi gerekmektedir.

Konu: Üniversite gençliğinde görülen kaygının giderilmesinde sporun etkisi (Akandere, 1997).

         Araştırmanın amacı, üniversite gençliğinde görülen kaygının giderilmesinde spor yapmalarının etkisini araştırmaktır. Araştırmanın evrenini Selçuk Üniversitesi, Eğitim Fakültesinin yedi bölümünde okuyan I. ve II. sınıflardan kız ve erkek öğrenciler oluşturmuştur. Bu öğrencilere “Sürekli Kaygı Ölçeği” (STAI) uygulanmış ve en yüksek puan alanların % 25’i olan 60 öğrenci örneklem olarak alınarak bunlardan da iki grup oluşturulmuştur. Bu kontrol ve deney gruplarına araştırma sürecinde üç kez STAI uygulanmıştır. Deneysel modelin kullanıldığı araştırmada deney grubuna iki buçuk ay süreyle spor yaptırılmıştır. 30 öğrenci ise serbest bırakılmıştır.

         Cinsiyet açısından kız öğrencilerin kaygı düzeyleri erkeklere oranla daha yüksek bulunmuştur. Spor etkinliklerinin öğrencilerin kaygı düzeylerinin düşmesine neden olduğu saptanmıştır. Spor etkinliğinin tüm yaş gruplarında kaygı düzeyini azalttığı, 19-20 yaş grubunda en yüksek düzeyde azalttığı bulunmuştur. Branşlarına göre, sporun kaygının azaltılmasında etkin rolü olduğu saptanmıştır. Müzik bölümü öğrencilerinde bu etkinin en olumlu düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Spor ve kaygı arasında negatif bir ilişki vardır sonucu kesin olarak ortaya çıkmıştır.

Konu : Üniversite öğrencilerinin karar verme davranışlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi(Tiryaki, 1997).

         Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin karar verme stratejileri; sınıf, cinsiyet, anne-babaların eğitim düzeyleri ile kendine saygıları açısından incelenmesidir. Örneklemi H.Ü. Eğitim Fakültesi öğrencilerinden 604 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak “Karar Stratejileri Ölçeği” ve “Kendine Saygı Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, karasızlık stratejilerini, birinci sınıfların dördüncü sınıflardan, kendisine saygısı düşük olanların yüksek olanlardan; içtepisel stratejileri ise, kızların erkeklerden, yine kendine saygısı düşük olanların yüksek olanlardan daha fazla kullandıkları saptanmıştır. Sınıflar arasında içtepisel ve mantıklı stratejilerin kullanılmasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Kararsızlık stratejilerinin ve mantıklı stratejilerin kullanılmasında cinsiyetler arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Anne-babaların eğitim düzeyleri, karar verme stratejilerinin kullanılmasında farklılık yaratmamıştır. Kendine saygısı yüksek olanların da kendine saygısı düşük olanlara göre mantıklı stratejiyi anlamlı düzeyde daha fazla kullandıkları saptanmıştır.

 

Konu: Yüksek öğretimde çevre olgusunun araştırılması (Yücel ve Morgül, 1998).

         Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin çevre ile ilgili kavram bilgilerinin ölçülmesi ve çevre olgusuyla ilgili hazır bulunuşluk durumlarını saptamaktır. H.Ü. Eğitim fakültesi Kimya Anabilim dalı öğrencilerinden seçilen; hazırlık, I., II., III. ve IV. sınıfta okuyan toplam 240 deneğe, ilköğretimden bu yana okutulan müfredatta yer alan çevre konularını temel alan sorular sorularak yanıtları değerlendirilmiştir.

         Sonuçlara bakıldığında, öğrencilerin çevre ile ilgili kavram bilgilerinin yetersiz olduğu, hazır bulunuşluklarının az olduğu görülmektedir. Ülkede uygulanan çevre eğitiminin yetersiz ve sistematik yaklaşımdan yoksun olduğu, olasılıkla ilköğretimden bu yana ezberciliğe dayanan bir eğitim almış oldukları sorulara verdikleri yanıtlardan anlaşılmaktadır.

         Öğrencileri ezbercilikten kurtaran, üretken, yaratıcı olmalarına olanak sağlayan, bilimsel düşünme yeteneği kazandıran, insanca yaşama biçimini benimseyen insanlar olarak yetiştirecek eğitim anlayışı oluşturulmalıdır.

Konu: Üniversite öğrencilerinin empatik sınıf atmosferine ilişkin algılamaları (Şahin ve Özbay, 1999).

         Üniversitelerimizde öğrencilerle öğretim elemanları arasında çift yönlü iletişimsizlik söz konusudur. Empati kavramının önemi dikkate alınarak, hümanist eğitim boyutunda ve öğrenme yaşantılarındaki yerine ilişkin çalışmalar hızlandırılmalıdır. Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin algılamalarına göre öğretim elemanlarının empatik sınıf atmosferi tutumlarının incelenmesidir. Araştırma K.T.Ü. Fatih Eğitim Fakültesi farklı bölümlerinden 480 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplamada demografik özelliklerine ilişkin bilgi formu ve Özbay ve Şahin tarafından geliştirilmiş olan “Empatik Sınıf Atmosferi Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Bu ölçeğin dört alt ölçeğine (empatik anlama, olumlu kabul, öznel algılama, içtenlik) ilişkin bulgular öğrencilerin bölüm, dal, sınıf, cinsiyet ve başarı değişkenleri bakımından incelenmiştir.

         Araştırmada sanat bölümleri öğrencilerinin, öğretim elemanları tutumlarını, fen ve sosyal bölümleri öğrencilerinden daha empatik algıladıkları bulunmuştur. III. ve IV. sınıf öğrencileri, I. sınıf öğrencilerine göre, içtenlik bakımından öğretim elemanları tutumlarını daha olumlu algılamaktadırlar. Kızlar, öğretim elemanları tutumlarını erkek öğrencilere oranla daha empatik algılamaktadırlar. Başarılı öğrenciler, kısmen başarılı öğrencilere göre empatik sınıf atmosferine ilişkin öğretim elemanı tutumlarını daha empatik olarak algılamaktadırlar.

         Öğretim elemanlarına iletişim becerileri konusunda seminerler ve hizmet içi eğitim verilmelidir. Eğitim sisteminde eğitim ve öğretim öğrenci merkezli olmalıdır. Eğitimde sevgi ve saygıya dayalı yaklaşım gözetilmelidir. Öğretim elemanı çok iyi dil iletişim becerilerine sahip olmalıdır. Ders müfredatlarına sanat, estetik ve edebiyat konularında belli düzeyde dersler konulmalıdır. Öğretmen eğitiminde ve okul psikolojik hizmetlerinde rehberlik etkinlikleri ile zenginleştirilmiş bir eğitim ve öğretim atmosferi oluşturulmalıdır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

         Amaç bölümünde de belirtildiği gibi bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin psiko-sosyal özelliklerinin, uyumlarının ve uyumlarına etki eden çeşitli değişkenlerin incelenerek, üniversite öğrencilerinin özellikleri hakkında genel bir bakış açısı oluşmasını sağlamak ve bu alanda yapılabilecek yeni araştırmalar için esin kaynağı oluşturulmasıydı. Çalışmanın bu konsepti açısından amacına ulaştığı düşünülmektedir. Ancak alanın çok daha geniş bir veri birikimine sahip olduğu ve bu araştırmanın da sınırlılıkları göz önüne alındığında bu çalışmadan elde edilmiş olan bilgilerin, üniversite öğrencilerinin özellikleri konusunda kesin yargılara varılabilmesi için yeterli olamayacağı da düşünülmektedir. Ancak incelenen araştırma sonuçlarının genellikle birbirleri ile tutarlı olması ya da tamamen birbirinin tersi sonuçlara rastlanmaması, bu sonuçların değerlendirilmesinde güvenilirliği biraz daha artırmaktadır. Araştırmalarda kullanılan veri toplama araçları da büyük çoğunlukla geçerliliği ve standardizasyonu yapılmış olan araçlardır. Araştırmaların çoğunluğundan elde edilen sonuçlar da aynı ya da benzer konularda daha önce yapılmış olan araştırmalarla da tutarlılıklar göstermektedir. Bu yönü ile bakıldığında Türk Üniversite öğrencileri hakkında genel bir profil verebilmesi de olasıdır. Sonuçlar aynı zaman da Türkiye’deki genel kültürel örüntü ile, eğitim sisteminin özellikleri ile ve sosyal dinamikleri ile de örtüşmektedir. Dolayısıyla bu tür araştırmalar sorunları saptama, ilişkileri ortaya çıkarma işlevlerini yerine getirirken, buna bağlı çözümler ya da yeni yaklaşım ve gelişim platformları oluşturma aşamasında, konuya yalnızca üniversite düzeyinde bakmayıp, öğrencinin üniversiteye gelene kadar doğumundan itibaren içinde bulunduğu süreci etkileyen faktörler boyutunda, makro düzeyde yaklaşmanın doğru olacağı düşünülmektedir. Çünkü incelenen araştırmalarda da göze çarpmaktadır ki; üniversite öğrencilerinin sorunları ya da genel anlamda tüm uyum problemlerinde, bulundukları üniversite ortamı tek başına etken değildir ancak bir bileşen olarak etkili olmaktadır.

         Bu alanda daha bir çok araştırma yapılmasının gerektiği görülmektedir. Ayrıca elde edilen sonuçlar bir kimya deneyi sonucu gibi zaman üstü olamayacağından, zamana bağlı olarak değişimler göstereceğinden, araştırma konularının da süreklilik göstermesi ve farklı zaman ve ortamlarda tekrarlanmasının da gerekliliğinden söz edilebilir.

         Yaratıcılığın tüm yaşamda olduğu gibi öğrenim sürecinde de önemli etkileri olduğu kabul edilmektedir. Üniversite öğrencilerinin de yaratıcı olabilmeleri hem kendi akademik gelişimleri ve hem de üniversitelerin temel işlevlerinin bir koşuludur. Bu nedenle üniversite öğrencilerinin yaratıcılık özelliklerinin incelendiği, hangi faktörlere bağlı olarak geliştirilmesinin veya ortaya çıkarılmasının mümkün olabileceği, onların bu özelliklerinin kişisel ve akademik gelişimlerine, uyumlarına, okul başarılarına ne ölçüde etki ettiğinin ve benzeri etkileşimi olduğu konuların incelendiği araştırmalar, üniversite öğrencileri ile ilgili araştırma yapacak araştırıcılar için önerilebilir.

Uzm. Psikolog Bülent Korkmaz

 

KAYNAKÇA

Akandere, Mehibe. “Üniversite Gençliğinde Görülen Kaygının Giderilmesinde Sporun Etkisi”. Selçuk Üniversitesi Tıp Fak. Dergisi, sayı: 3. Konya: 1997, ss.198-204.

Aktaş,  Yaşare.   “  Üniversite    Öğrencilerinin   Uyum     Düzeylerinin     İncelenmesi: Uzunlamasına  Bir  Çalışma ”. H.Ü.  Eğitim Fakültesi  Dergisi, sayı:13. Ankara: 1997, ss. 107-110.

Aydın, Betül.  “ Üniversite  Öğrencilerinin  Bir  Kesiminde  Çalışma  Alışkanlıklar  ve Tutumları  ile  Depresyon  Seviyelerinin  İncelenmesi ”.  M.Ü.  Atatürk  Eğitim Fak. Eğitim Bilimleri Dergisi, sayı:1. İstanbul: 1989, ss. 8-15.

Başaran, Fatma. “ Üniversite  Öğrencileri  Üzerinde  Psiko-Sosyal  Bir  Araştırma ”. V. Ulusal    Psikoloji   Kongresi.  Psikoloji – Seminer  Dergisi  özel  sayısı,  sayı: 8. İzmir: Ege Üniversitesi Ed. Fak. Yayını, 1990, ss. 825-842.

Beyazyürek, Mansur,  Latif  R. Alpkan,  Nezih Eradamlar,  Oğuz Karamustafalıoğlu  ve Ömer A. Özer. “Madde Bağımlılığı ve Yükseköğretimde Psiko-Sosyal Faktörler ”. Üniversite  Gençliğinde  Uyum  Sorunları Sempozyumu Bilimsel Çalışmaları: 22-24 Kasım 1989. Ankara: Bilkent Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Araştırma Merkezi, 1989, ss. 53-58.

Bilge, Filiz.    “  Eğitim   Bilimleri   Öğrencilerinin   Sürekli   Kızgınlık   Düzeyleri   ve Kızgınlıklarını  İfade  Biçimlerinin   Bazı  Değişkenler  Açısından  İncelenmesi ”. H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı: 13. Ankara: 1997, 75-80.

Bilge, Filiz ve  Saime Sayın.  “ Uyum  Düzeyleri  Farklı Olan Üniversite Öğrencilerinin Kızgınlık Düzeylerinin  Cinsiyet ve Yaş Açısından  Karşılaştırılması ”. II.  Ulusal PDR  Kongresi  Bilimsel  Çalışmaları, 27-29 Eylül 1993. Ankara: PDR Derneği Yayını, 1994, ss. 111-120.

Bozkurt, A. ve F. Çok. “ Bir Grup Üniversite Öğrencisinde  Atılganlık Düzeyi ile Beden İmajından  Sağlanan  Doyum Arasındaki  İlişki ”. V.  Ulusal  Psikoloji  KongresiPsikoloji – Seminer  dergisi özel sayısı, sayı: 8.  İzmir: Ege Üniversitesi  Ed. Fak. Yayını, 1990, ss. 515-518.

Çiftçi, Seçil.  “ Sigara  İçen ve İçmeyen  Üniversite  Öğrencilerinin Yalnızlık  ve  Uyum Düzeyleri  ”.          http://tezarama.hacettepe.edu.tr/tezsonuc.php3?oıd=53718. Ankara: H.Ü. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, 1997.

Çilli, Ali Savaş, Nazmiye Kaya ve Rahim Kucur. “ Üniversite Öğrencilerinin Şikayet ve Tanıları  Üzerine  Retrospektif Bir Çalışma ”. S.Ü. Tıp Fakültesi  Dergisi, sayı: 3 Konya: 1996, ss. 287-293.       

Güçlü, Nezahat.  “Yabancı  Öğrencilerin  Uyum  Problemleri”.  H.Ü.  Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı: 12. Ankara: 1996, ss. 101-110.

Güler, Müzeyyen. “Üniversite Gençliğinin Kişilik Özellikleri ve Uyum Sorunları”.M.Ü.  Atatürk Eğt. Fak. Eğitim Bilimleri Dergisi, sayı: 8.  İstanbul: 1996, ss. 109-119.

Korkut, Fidan.   “ Üniversite   Öğrencilerinin   Sigara  İçme   Davranışları  Üzerine   BirAraştırma ”. II. Ulusal  PDR  Kongresi  Bilimsel Çalışmaları 27-29 Eylül 1993. Ankara: PDR Derneği yayını, 1994, ss. 66-74.

Maşrabacı, Tülay Seyhan.  “ Yurtta  Kalan ve Kalmayan  Üniversite Öğrencilerinin Ruh Sağlığını   Etkileyen   Psikolojik   Faktörler ”.   Üniversite   Gençliğinde   Uyum Sorunları  Sempozyumu   Bilimsel  Çalışmaları : 22 – 24 Kasım 1989.  Ankara: Bilkent Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Araştırma Merkezi, 1989, ss. 177-186.

Oskay, Gülter.  “Üniversite  Öğrencilerinin  Kimlik Gelişim  Düzeylerinin Bulundukları Fakülte ve Anabilim Dallarına Göre İncelenmesi”. H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi sayı : 13. Ankara : 1997, ss. 63-73.

Özgüven, Ethem.   “Yurtlarda  Kalan   Üniversite  Öğrencilerinin  Sağlık  ve  Psikolojik Sorunları”. V. Ulusal Psikoloji Kongresi, Psikoloji-Seminer Dergisi Özel Sayısı Sayı: 8. İzmir: Ege Üniversitesi Ed. Fak. Yayını,1990, ss. 47-56.

_________.  “Üniversite  Öğrencilerinin  Sorunları  ve  Başetme  Yolları”. H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı: 7. Ankara: 1992, ss. 5-13.

Şahin, Mustafa ve Yaşar Özbay.  “Üniversite Öğrencilerinin Empatik Sınıf Atmosferine İlişkin Algılamaları”.  H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı: 15. Ankara: 1999, ss. 74-83.

Tegin, Buket.   “ Üniversite   Öğrencilerinde   Depresif   Belirtilerle   Atılganlık  Düzeyi Arasındaki  İlişki ”.  H.Ü.  Edebiyat Fakültesi Dergisi, sayı : 1-2. Ankara: Kasım 1990, ss51-63.

Tevrüz, Suna ve Şeyda Türk Smith.  “Üniversite  Gençliğinin  Kişilik  Profilleri”.  VIII. Ulusal  Psikoloji  Kongresi,  Bilimsel  Çalışmaları,  21 – 23  Eylül  1994 İzmir. Ankara : Türk Psikologlar Derneği yayınları, 1996, ss. 99-113.

Tiryaki,  Mehri Gül.   “Üniversite  Öğrencilerinin   Karar  Verme  Davranışlarının  Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi”. http://tezarama.hacettepe.edu.tr/tezsonuc.php3?oıd=53783. Ankara: H.Ü. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, 1997.

Yanbastı, Gülgün.  “Kız  ve  Erkek  Üniversite  Öğrencilerinin  Kendi  Ruh  Sağlıklarını Değerlendirmeleri : Bir Karşılaştırma”.  V. Ulusal  Psikoloji  Kongresi, Psikoloji Seminer  Dergisi  Özel  Sayısı, sayı: 8. İzmir : Ege Üniversitesi  Ed.  Fak. Yayını, 1990, ss. 57-64.

Yıldırım, İbrahim.  “ Sigara,  Alkol ve Uyuşturucu Kullanan  Üniversite Öğrencilerinin Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi ”.  H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı 13 Ankara : 1997, 147-155.

Yücel, A. Seda ve F. İnci Morgil. “Yüksek Öğretimde Çevre Olgusunun Araştırılması”. H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi, sayı : 14. Ankara : 1998, ss. 84-91.

Yorum Yaz