Şikayet Etme Hastalığı

Şikayet Etme Hastalığı

       

            Hastalık diyorum başlıkta, çünkü şikayet etmeyi gerçekten patolojik boyutta yapan önemli sayıda insanın var olduğunu düşünüyorum. Bunun psikopatolojisine girip, ruhsal analizini yapmayacağım burada. Ama bu insanlardan biraz söz edip içimdekileri dışa vurmak istedim sadece. Kimlerdir bu tipler? Ne yaparlar, nasıl davranırlar?

            Öncelikle bu özel insan türünün, memnuniyetsizlikleri baş karakterleridir. Ne yapsan bunları memnun edemez, bir onayını, takdirini veya olumlamasını alamazsın. Belki bayramdan bayrama bir iki güzel söz ederler ama geri kalan zamanda işleri güçleri her şeyden şikayet etmektir. Durakta beklerler, “bu otobüs niye gelmiyor”, hadi geldi bindin bu sefer “niye hala kalkmıyor”, hadi kalktı gidiyor, “bu otobüsün kliması çalışmıyor mu”, şoför klimayı da açsa, bu sefer de “klima  fazla üflüyor, hasta edecek”. Durağa gelir iner, ama inerken bile bir şeye bozulup söylene söylene iner.!

           Ya da bu muhterem zatlardan biri lokantaya girer. Efendim boş olan masanın konumunu beğenmez, masanın ayağına, sandalyenin sırtına oturmamasına kabahat bulur. Garson nazikse bile bir kusur bulup ya adamı haşlar, ya yanındakinin başının etini yer, bahşiş de bırakmadan hesabı öder gider. Yemeklere bulacağı kusurlar da cabası. Bu patlıcan böyle olmazmış aslında, önce bir tuza yatırılacaktı, acısını alsın diye. En harika karnıyarığı da versen önüne bir kusur bulur bu sonradan gurme.

            Bazen de banka şubesine girer bizim çok bilgili zat, “ne kadar çok sıra var böyle” diye başlar, sanki kendisi o sıradakilerden biri değil de, diğerleri kalabalık ediyorlarmış gibi.! Az sonra beklemekten sıkılır, niye bilmem kaçla başlayan numaralara sıra geliyor da, kendi numara serisine sıra gelmiyor diye veryansın eder banka görevlilerine. Açıklamaya çalışırlar her seferinde onlar da, “sistem böyle seçiyor, bizim elimizde değil” diye, ama nafile. Böyle sistem mi olurmuş, bazılarına ayrıcalık tanıyormuş da, kendisi bir saattir bekliyor ama hala sırası gelmiyormuş. Halbuki daha yarım saat bile olmamıştır geleli. Sanki diğer bekleyenler sıradan da, kendisi özel ayrıcalıklı bir kişi. Bankaya girer girmez “buyrun efendim, hoş geldiniz, aman sizin numara almanıza gerek yok, sizi hemen şu gişeye alalım” deseler bile, belki birincisinde okşanan egosunun hatırına şikayet etmeyecek, ama emin olun ikincide aynı özel muameleyi gösterseler bile mutlaka şikayet edecek bir şeyler bulacaktır bu tipler.

            Ah bir de böyle kişilerle bir tatil veya gezi organizasyonu yapın, burnunuzdan getirirler o geziyi sizin. Kendileri organize etmişse katılın sorun yok, her şey mükemmeldir o zaman. Ama siz onu kendi yaptığınız plana, organizasyona çağırmış, dahil etmişseniz vay halinize.! Ne ulaşımı, ne gittiğiniz yeri, ne zamanlamasını, ne yemekleri, ne tuvaletleri beğenirler, neredeyse her şeye bir kulp bulup önüne gelene bıyık altından söylenir dururlar. Bence böyle tipleri daha ilk memnuniyetsiz, şikayetçi tavırlarında, hiç gecikmeden ödediği para falan da varsa verin geri, hatta dönüşü için üstüne de yol parasını verin gönderin derim. Yoksa akşamı zor edersiniz sinirden. Aman muhteremlerin gönlünü hoş tutayım diye ihtimam gösterip boşuna çabalamayın, daha da batarsınız çamura. Ya yol verecek, ya görmezden geleceksiniz, başarabilirseniz tabi.

             Bu özel yaratılmış, her konuda bilgili ve deneyimli zat-ı muhteremler en çok da her şeyden şikayet etme konusunda deneyimlidirler. Hiçbir savunmayla da savuşturamazsınız şikayetlerini. Haklısınız deyip, baş sallayıp durumu geçiştirmekten başka bir şey pek işe yaramayacaktır zaten. Bunlar gerçekten her şeyden şikayet ederler; iktidardan, muhalefetten, teknik direktörden, oyuncudan, belediye başkanından, taksi şoföründen, market görevlisinden, doktordan, mühendisten, tv kanalından, apartman yöneticisinden, gsm şirketinden, mezardaki ölüden bile. Alayından şikayetçidirler aslında, ama inandırıcı olsun diye arada bazı şeyleri beğenmiş gibi yaparlar. O da eh idare ederdir ancak. Kendilerine yetki sorumluluk verilse maazallah, içine edip batıracakları konularda bile öyle bir ahkam keserler ki, dersin ya bu zat ne bilgili, ne akıllı, ne cesur. Heyhat, kazın ayağı öyle değildir, bunların hayat hikayesine baksan pek de bir baltaya sap olamamışlardır. Ama hep birileri engel olmuştur başarılarına, sistem şartlar izin vermemiştir. Yoksa kendileri neler başarırlarmış da, insanlar çekemiyor, taş koyuyorlar ya hep. Onunda başına böyle talihsizlikler gelmiştir. Ah bir fırsat verilse her şeyi değiştirip mükemmel hale getireceklerine kuşku yoktur aslında ama olmadı, olmuyor işte, yazgısı böyleymiş, engellenmek, harcanmak.!

             Bu kişiler aslında etraflarına o kadar negatif enerji yayarlar ki, sizi bir kafaya aldılar mı, verirler size de gazı, yüklendiğiniz negatif enerji ile yoğun strese girer, hayatınız altüst olur da farkına bile varmazsınız. Ne yapın edin bu her şeyden şikayet edenlerden uzak durmaya çalışın derim ben. Sizi de bir süre sonra kendilerine benzeteceklerinden de kuşkunuz olmasın, bulaşıcıdır bu hastalık çünkü. Biz psikologlar zaten deriz ya “negatif enerji veren insanlardan uzak durun” diye. İşte bu şikayetçilerdir onlar, nezaket icabı biraz dinleseniz de, aman uzatıp rutine dönüştürmeyin bu ilişkiyi, sonra paçayı kurtaramazsınız, benden söylemesi. Kaçınılmaz olarak bu insanlara maruz kalsanız da duymamaya, dinlememeye çalışın, çok sıkışırsanız bir bahane bulup uzaklaşın, kaçın bir süre. Hatta mümkünse dönmemeye çalışın. Ya da kavga çıkarın o kişiyle, küsün ki bi daha bulaşmasın size.!

             Bir ruhsal analiz yapma amacında olmadığımı yazının başında söylemiştim. Ama yine de bir küçük analiz yaparsak, bu şikayetçi tipler kökene inildiğinde yeterince, onay, takdir ve ilgi görmemiş, özgüvenleri, özsaygıları da düşük kişilerdir yüksek olasılıkla. Benlik algıları da içten içe oldukça olumsuz olan bu kişiler, arka planda ‘değersizlik’ duygularıyla baş etmeye çalışmaktadırlar. Aslında her şeyden şikayet etmelerinin, bu derece memnuniyetsizliklerinin altında da bu değersizlik duyguları yatmaktadır. Böylece, yani olur olmaz her şeyden şikayet ederek bu değersizlik duygusundan kurtulmaya çalışmaktadırlar. Ama nafile, bu sağlıklı bir çözüm değildir. Kendi içsel dünyasındaki bu gerçeklerle yüzleşmeden bu duygudan kurtulmaları da olanaksızdır. O zaman size bir tavsiye, yakınınızda böyle birisi varsa, aman tez yoldan bununla ilgili bir uzmanla görüşmesi gerektiğini söyleyin ona. Tabi dayak yemeyi veya psikologlardan başlayıp, sağlık sistemine dair bütün şikayetlerini beyniniz şişene kadar dinlemeyi göze alabiliyorsanız.!

           Daha olumlu bakmayı, daha az şikayet etmeyi deneyin. Göreceksiniz ki şikayet edilecek şeyler gittikçe azalmaya başlayacaktır.!

Uzm. Psikolog Bülent Korkmaz

Yorum Yaz